Keblinger

Keblinger

Biri bir şey demiş:

Artık eş zamanlı olarak buradayım:

http://jesusyavuz.tumblr.com


(jesusyavuz)

Galatasaray 3-0 Ankaragücü || Hoşgeldin Milan Baros !

| 14.3.10


Herşeyden önce 75. dk'da #15 numarayı kenarda gördüğümde ve 90+3'te top ağlara gittiğinde yaşadığım sevinci anlatamam. Özlemişiz Milan'ı, gollerini... İyi ki varsın Baros!
Neyse maça geçelim..

Maç güzel başladı bizim için.İlk dakikadan itibaren kendini gösteren ve galibiyeti isteyen bir görüntü çizip, Jo-Gio-Keita üçlüsüyle hücum-pres'in kralını yapan Galatasaray nitekim 4. dk'da Jo'nun ayağından golü bulup olabileceğinden çok daha rahat bir maç oynadı ve galibiyette fazla zorlanmadı.

Jo'nun golünden sonra daha rahat oynayan bir Galatasaray ve etkili olmaya çalışıp hiçbir şekilde bunu beceremeyen bir Ankaragücü takımı vardı sahada. Sapara-Vassel-Vittek gibi tecrübeli yıldız oyunculara sahip bir anadolu takımı kadrosu gerçekten heyecan vericiydi maç öncesinde ama bu güzellik sadece pratik de kaldı. İlk yarı boyuncu oyunun kontrolünü elinde tutan Galatasaray, önemli hücum varyasyonları yapamasa da yine de önde oynamayı becerip Keita'nın tek başına yarattığı ikinci bir golle maçı koparmasını bildi...



Maçın ikinci devresi de tıpkı ilk yarı gibi tempolu başlayıp rölantiye bir oyunla devam edince pek net bir gol pozisyonu yaşanmadan bitecek gibi olacakken Neill'in harika pasını alıp yoktan gol vareden Keita 4.5 ay sonra sahalarda gördüğümüz Baros'umuzu golle buluşturdu ve skoru tayin etti...Bu arada geriden oyun kuran ve skora net etki eden bir stopere sahip olmak enfes bir duygu.. İlk ve son golde Neill'in harika paslarıydı pozisyonları yaratan..


Bu maç Ali Sami Yen'deki diğer maçların aksine az şutlu az posiyonlu oldu fakat bundan sonraki her maçımızda her öne geçişimizde gerçekleşebilecek bir ihtimal bu. Çünkü çok atak yapana değil galibiyete üç puan verildiğini, hele ki bu kritik haftalarda bunun farkında Rijkaard. Hoş Jo ve Barış'ın net pozisyonlarını görmezden gelemeyiz fakat yine de pozisyonsuz ama çok gollü bir skor çıktı ortaya. Arda'nın eksikliği de bunda etkili tabi. Ayrıca kaptanın olmayışı en çok Elano'yu etkilemişe benziyordu maç içinde. Her ne kadar mücadelesi yeterli görülebilecekse de maçın içinde çok olamadı. Önceki maçlarda hayranlıkla izlediğimiz ayağa uzun paslarını, oyunu açan ve hızlıca yönlendiren aksiyonlarını gösteren Elano yok gibiydi. Onun dışında takımda pek olumsuz yönde bakabileceğim kimse yok gibi. Belki Dos Santos denilebilir ama o da oyundan düştüğü an kenara alındı zaten. Keza ilk yarıda ilerde yaptığı pres ve Keita'yla girdiği formasyonlar Ankaragücü savunmasına baya zor anlar yaşattı.

Maçın diğer bir olumlu tarafı ise Sabri Sarıoğlu! Sağ kanadığın arkalı önlü bu kadar iyi işlediğini görmek onsuz zamanlardaki hayıflanmalarımızı ne kadar da haklı çıkarıyor. Düşünüyorum da Sabri'siz çıktığımız onca maçta üzüldüğümüz onca skoru Sabri olsaydı almayabilirdik. Hele ki Atletico maçlarına yanmamak elde değil. Ah be Ali Sami Yen'in deli çocuğu niye özlettin bu kadar kendini. Beklerimiz iyi olunca takım performasını ikiye katlıyor, Hakan Balta da dönünce - ki haftaya dönecek gibi- tam takır işleyen bir Galatasaray göreceğiz İnşallah...

Jo faktörüne de bir kaç kelamda bulunalım. Her geçen gün güçlenen ve takıma alışan bu kıvırcık çocuğu görünce ''ne istiyorlarsa verin alın bonservisini'' diyesim geliyor. Ama tabi Dünya Kupası sonrası bu performansını sürdürür mü, orası da soru işareti?. Milli takım isteiğini ve bunun için ekstra efor sarfettiğini biliyoruz nitekim.

Öyle ya da böyle güzel bir maç oldu. Üç puan+Milan Baros kazancıyla yolumuza devam ediyoruz. Bursaspor'un galip geldiği ve iki haftalık zorlu derbi süreci öncesi alınan bu üç puan tabiri caizse altın değerinde oldu.. Bakalım Avni Aker'de 2010'nun yenilgi almayan tek takımınının bileğini bükebilecek mi Rijkaard ve Neeskens'in aslanları.

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yapmak için üye olmak gerekmiyor. Vallahi.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Copyright © 2010 AcademyLion