Keblinger

Keblinger

Biri bir şey demiş:

Artık eş zamanlı olarak buradayım:

http://jesusyavuz.tumblr.com


(jesusyavuz)


Film Önerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film Önerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Film Önerisi # A Separation

| 10.7.12
Bir Ayrılık - 2011/İran
Yönetmen: Asghar Farhadi
Oyuncular: Leila Hatami, Peyman Moadi, Shahab Hosseini

İran Sinemasından sade, gerçekçi, insan odaklı enfes bir yapım.
          Ailesini yanına alarak ülkeyi terk etmek isteyen Simin, alzheimer hastası olan babasını bırakmak istemeyen kocası Nader'i İran'dan ayrılmaya ikna edemeyince boşanma davası açar ve annesinin evine taşınır. Ancak kızları Telmeh'in velayeti konusunda uzlaşamazlar ve Nadir'in babasına bakması için tuttuğu genç kadın bambaşka sorunlara neden olur.

 
           Bir Hollywood filminin asla ulaşamayacağı doğallıkta ve sadelikte işlenen Bir Ayrılık, katıldığı festivallerden bir çok ödülle döndü ve son olarak en iyi yabancı film Oscar'ını kazandı. 'Adalet' ve 'Vicdan' kavramları üzerine kurulu film, sosyal hayattaki sınıf farklarını, toplumun kadına bakışını ve dinin ahlak sistemindeki yerini  sorguluyor. Yalnız bunu yaparken hiç bir ahlaki tavsiyede bulunmuyor; yargılama kısmını tamemen seyirciye bırakıyor. Filmi izlerken kendinizi bir hakim gibi hissediyorsunuz, sürekli empati kurma durumunda kalıyorsunuz.


       Ayrıca dünyanın neresinde olursanız olun insanın benzer sorunlarla, çaresizliklerle, çelişkiler ve 
kararsızlıklarla mücadele ettiğini anlıyorsunuz çünkü vicdanın vatanı,dini veya ırkı yok, insani duyguların dili aynı.. Oyunculuklar ders olarak verilecek kadar harika, filmin bu kadar gerçekçi olmasında büyük payı var ancak bir tanesi var ki muazzam bir performans sergilemiş; kim olduğunu söylemeyeceğim izlerken dikkatinizi çekeceğine eminim. Aldığı tüm ödülleri sonuna kadar hakettiğini düşündüğüm Bir Ayrılık İran Sinemasını keşfetmek için iyi bir başlangıç olacaktır, iyi seyirler.

Film Önerisi # Funny Games

| 6.3.12
Ölümcül Oyunlar

2007/USA



Yönetmen: Michael Haneke

Oyuncular: Naomi Watts, Tim Roth, Michael Pitt

Bir film izlerken genelde hangi tarafı tutarsınız? Bu tarafı neye göre belirlersiniz? Peki ya tuttuğunuz taraf kazanamaz ise? Sinirleri altüst eden, klişe düşmanı bir film Funny Games..

Anne, baba ve küçük bir çocuktan oluşan sevimli bir aile lüks arabaları ile klasik müzik eşliğindeki yolculukları göl kenarındaki yazlıklarına ulaşmalarıyla sona erer. Oraya vardıklarında ise hem komşularında hem de yanlarındaki yabancı adamda bir gariplik sezerler. Daha sonra bu tuhaf görünümlü genç adam kendisini komşularının gönderdiğini söyleyerek yemek yapmak için yumurta ister. Fakat ortamda garip bir gerginlik vardır. Oyun başlamıştır.

Kendisini seyirciyi rahatsız etmeye adayan ve bundan daha fazlasını başaran Alman yönetmen Michael Haneke yine izleyiciye psikolojik işkence yapıyor, izleyicinin adalet duygusuyla oynuyor. Film burjuvazi ve sistemin tüm değer yargılarını yerle bir etmekle kalmıyor ayrıca tüm Hollywood klişelerini yıkan sahnelere sahip. Filmin 97 yapımı orijinal Almanca ve 2007 yapımı ABD versiyonu mevcut. İki filmin de yönetmeni, senaryosu, kurgusu aynı; sadece daha fazla insana ulaşmak için ABD versiyonu çekilmiş.




Babam bu filmi televizyonda izlediğinde sinir küpüne dönmüş; bir daha bu yönetmenin filmini izlemeyeceğini söylemişti. Zaman zaman insanı geren, kimi zaman sinirlendiren, hatta bazen tiksindiren bu filmi size tavsiye ettiğim için benim için hoş seyler söylemeyebilirsiniz çünkü hazmedilmesi zor bir film ama gerçekten izlenilmesi gereken bir yapıt olduğunu düşünüyorum.




Film Önerisi # Incendies

| 17.2.12

Saat 5.34, herkese günaydın demem lazım sanırım. "Hayrola nedir bu acelen bi kahvaltı yapaydın da öyle bloga gireydin" diyenler için hemen konuya gireyim. Henüz bir film izledim ve acayip yazasım geldi şuraya. Başkaları da izlemeli dedim. Ben de sağolsun bir arkadaşımın,  Ferhad kardeşimin tavsiyesiyle izledim. Filmin adı "Incendies." "İçimdeki Yangın" diye türkçeye çevrilmiş ve geçen sene de İstanbul Film Festivali'nde gösterilmiş Oscar adayı bir film. Bileniniz vardır elbet ama bilmeyen için ve "iyi film" arayanlar için kaçırılmaması gereken bir yapıt.



-Incendies-
2010, Kanada




Yönetmen: Denis Villeneuve 
Oyuncular: Lubna Azabal,  Mohamed Majd,  Allen Altman,  Mélissa Désormeaux-poulin,  Rémy Girard,  Maxim Gaudette,  Bader Alami,  Anthony Ecclissi,  Abdelghafour Elaaziz,  Nabil Sawalha,  Karim Babin,  Yousef Shweihat,  Baya Belal 
Senaryo: Wajdi Mouawad,  Valérie Beaugrand-champagne,  Denis Villeneuve

Film 130 dk, dram. Dram dedim ama şunu söylemem gerekir ki duygu sömürüsü beklemeyin. Bu kadar dram barındırıp da duygu sömürüsünün bu kadar güzel arındırıldığı film nadir izlemişimdir. Yani yönetmen sahneyi veriyor, gerçekçi ve çarpıcı bir biçimde; sonrasını size bırakıyor. Bu ve bununla beraber bir çok yönden, görüntü, ses, müzik, kurgu falan derken gerçekten çok başarılı bir kamera arkası ekibi var.



Filmin konusu ise sahneleri kadar çarpıcı. Anlatılanlar, değinilenler bir yana bir annenin akıl almaz hayat mücadelesi ve savaşın getirdikleri... Film annelerinin vasiyetini yerine getirmek için Lübnan'a ağabey ve babalarını bulmak üzere yola çıkan ikiz kardeşlerle başlıyor ve daha sonra geçmiş ve yaşanılan zaman arasında eşsiz bir köprü kurarak şok edici bir finale bağlanıyor. İyi film arayanlar hayak kırıklığına uğramayacaklardır.






Film Önerisi # Snatch

| 11.2.12
-Kapışma- 
 2000/İngiltere 
 Yönetmen: Guy Ritchie
 Oyuncular: Jason Statham, Brad Pitt, Vinnie Jones, Benicio Del Toro


Son zamanlarda herkesin hayranlık duyarak izlediği Sherlock Holmes efsanesinin yaratıcısı ünlü İngiliz yönetmen Guy Ritchie'nin - ki Madonna ablamızın da eski kocası olur kendileri- Galatasaray'ın futbolda destan yazdığı 200 yılında sinemada destan yazdığı filmdir Snatch. Oyuncu kadrosu, sağlam kurgusu ve bir an bile sizi filmden koparmayan yapısıyla "ne filmdi be" dedirtecek bir yapıt. 

Filmin içeriğine değinirsek, öncelikle bir İngiliz komedisi olduğunu söylemek gerek. Filmin aslında belli bir başrol oyuncusu yok, ayrıca öyle ahım şahım bir konusu da yok ama karakterler, diyaloglar, espriler ve Ritchie'nin anlatımı filmi farklı kılıyor. Ayrıca isminin hakkını veren bir cast var filmde. Yakışıklı olduğu için kötü oyuncu benzetmesi yapılan Brad Pitt bir çingene rolü oynuyor ki sormayın. Son zamanların gözde aktörü Jason Statham ve oskar ödüllü Del Toro da yarattıkları karakterler bakımından ünvanlarını hak ettiklerini açıkca ortaya seriyorlar. Film bir elmasın peşinde başlıyor ve yine bir elmasın peşinde bitiyor aslında. 102 dakika boyunca aksiyonu komediyle yaşayıp acaba ne olacak diye de filmi ileri sarasınız gelecek bir film arıyorsanız tam da "Snatch" den bahsediyorsunuz demektir. Hazır da haftasonu olmuşken izlemeyen için güzel bir alternatif. İyi seyirler...



Film Önerisi # The Greatest Game Ever Played

| 9.2.12

-Hayatımın Maçı-


2005, ABD



Bizi 1900lü yılların başlarına götüren bu serüvende bir başarı hikayesine tanık oluyoruz. Gerçek hayattan uyarlanan ve efsane golfçü Francis Ouimet'in hayatının en önemli ve ders olabilecek bölümünü bize izleten yönetmen Bill Paxton, birçoğumuzun henüz eline almadığını tahmin ettiğim golf sopasına büyük bir heves duymamızı sağlayabilecek bir anlatım tarzıyla karşımızda.. Filmde Francis Ouimet rolünde izlediğimiz Shia LaBeuf kardeşimiz efsane bir oyunculuk sergilemiş. Aynı zamanda Stephen Dillane ve Eddie olarak karşımıza çıkan küçük büyük oyuncu Josh Flitter de filmi bu denli sevmememde etkili olan başlıca etmenler. Ayrıca Sarah rolündeki Payton List de güzelliğiyle filme ayrı bir hava katıyor diyebiliriz.  

Filmin içeriğine dair çok şey söylemek istemiyorum ama bir şeyler söylemek gerekirse, golfe heves saran ve tüm engellere rağmen bir gün idolü olan golfçüyle karşı karşıya gelen bir gencin hikayesine tanık oluyoruz filmde. İzlediğinize pişman olmayacağınız bir yapıt kesinlikle.

Sinema'ya Dair..

|
Film izlemek birçoğumuz için yadsınamaz bir ihtiyaç olsa gerek. Güzel şey sinema. Bazen içinde oluruz filmin, başrolü biz oluruz bazense izleyici olduğumuzun farkında filmi çözmeye çalışır, dışarıdan bir Ramiz Dayı edasında seyrederiz. Herkes içindir sinema, kuşak farkı gözetmez. Annelerimiz ninelerimiz de bayılır lakin onların tarzı biraz farklıdır. "aman yavrum o arabaya binme, girmeyin o eve evladım, babanın sözünü dinlesene eh be kızım" vs vs. eğlencelidir. Kısacası sinema hayatımızın önemli  bir yerindedir. Belki de merkezinde bazılarımız için. Umudunu kaybedene ışık olacak kadar ermiş, sıkıntıdan patlayana keyifli bir iki saat tattıracak kadar da naiftir.  Bazen bir sahnede öğrendiğimiz bilgi hayatımızı kurtarır. Bazen bir replik hayatımıza yön verir. Bir filmden etkilenip tabuları yıktığınız olmadı mı hiç. Aşka tövbe etmişken aşkı istemediniz mi, hayallerinizden vazgeçmişken ne hayallerin gerçekleşebildiğine şahit olmadınız mı? İşte. Garip şeydir filmler, sinema. Yaşam içinde yaşamdır. Tecrübedir. İki saatte koskoca hayatların neden-sonuç ilişkileri yaşanmışlığımıza katılır.

Neden mi yazdım bunu? Çünkü benim de hayatımın önemli yerinde sinema. İzlemeye doyamam, birçok film mihenk taşı olmuştur yaşamımda. Gülecek sayısız şey, benimsenecek ya da üstünde kafa yoracak onlarca ideoloji vardır. Hani "Bir musibet bin nasihatten iyidir" demişler ya, filmde musibeti başkasının özelinde görürsün ama yine de bin nasihatten daha etkili olur hakikaten. Neyse diyeceğim odur ki; artık blogda film tavsiyelerine yönelik bir bölüm oluşturmak istiyorum. Çünkü kendimden ve etraftan gözlemlediğim kadarıyla "ne izlesem?" büyük bir sıkıntı. Bu konuda okurlarıma blogdan bir nebze katkıda bulunmak istiyorum açıkcası.

Evet Film Tavsiyeleri  Bugün ilk entrysine kavuşmuş olacak.




Film Önerileri # Eyvah Eyvah

| 15.3.10

Vizyon Tarihi: 26 Şubat 2010
TR Dağıtım: UIP
Şirket: BKM
Filmin Türü: Komedi
Süre: 104 dakika
Yönetmen: Hakan Algül
Oyuncular: Ata Demirer, Demet Akbağ


Ata Demirer'in merakla beklenen filmi Eyvah Eyvah vizyona girdi. Severim kendisini keza geyik taklidi yapabilen bir insan daha tanımadım hayatımda (: Eh dolayısıyla koştuk gittik filmine napmış ne etmiş diye. En son Osmanlı Cumhuriyet'inde izlemiştik ve kendi adıma fazla beğenmemiştim filmi. Bunda ise daha fazla Ata Demirer vardı. Filmin her dakikasında var nerdeyse. Her dakikasını severek eğlenerek izliyorsunuz. Hatta 2 saat boyunca sadece şarkı söylese yine de mutsuz ayrılmazdım salondan. Keza Demet Akbağ ile de harika bir iş çıkarmışlar. O yüzden Demet Akbağ'a da değinmek lazım. Bana Lerzan Mutlu'yu anımsattı imajıyla belki de amaçları odur ama karakter olarak harbi bir bar şarkıcısını canlandırıyor filmde. Ata Demirer'le beklediğimden çok daha iyi bir ikili olmuşlar zaten izleyince hakvereceksiniz siz de.




Ege ve Trakya şivesinin harmanlanmış haliyle çıkıyor karşımıza Ata Demirer. Filmin hikayesini anlatmayayım zaten hikaye anlamında pek bişi yok. Yıllar önce babasını öldü bilen Hüseyin tesadüfen babasının yaşadığını öğrenir ve peşinden İstanbul'a gider ve orada da Firuzan'la yolları kesişir. Sonrası ise Kemal Sunal tadında bir Türk filmi senaryosu gibi. Eğlence hiç ritmini kaybetmiyor. Müzik, aksiyon, komedi herşey var filmde. Ata Demirer'in tatlı sesinden şarkılar ise ayrı bir keyifli..Film Çanakkale ve İstanbul'da geçiyor ve mekan seçimleri oldukça hoş. Daha önce söylediğim gibi filmde kullanılan dil de ayrı bir güzellik katıyor filme. Zaten hasılatlara baktığımızda da tek beğenenin ben olmadığım aşikar. Şu ana kadar 2 hafta 3 günlük dilimde 1.303.592 kişi izlemiş filmi. Yaptığı hasılat ise 11.753.989,00 TL ...Kısacası gidilesi film, izleyin derim...

İstatistik Kaynak : www.boxofficeturkey.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Copyright © 2010 AcademyLion