Keblinger

Keblinger

Biri bir şey demiş:

Artık eş zamanlı olarak buradayım:

http://jesusyavuz.tumblr.com


(jesusyavuz)

Değişim... İçimden geldiği gibi...

| 31.12.11
Merhaba arkadaşlar;
Büyük bir hevesle başladım bloglamaya , galatasaray hakkında futbol hakkında yazmaya, arastırmalar analizler yazmaya vs. Bir süre devam etti, gün geçtikçe daha çoğunuzla tanıştık daha çoğunuz uğrar oldunuz, sesimi duyan ya da yazdıklarımı seven hisseden değer veren her neyse, çoğaldı sayısı.. her şey güzel giderken bir gün yazmak istemedim. bunun futboldan aldığım o vazgeçilmez tatta ya da galatasaraya olan tarifsiz sevgimde azalma olmasıyla alakası yoktu ama. hayat işte. bazen bir şeyleri yaparken dur diyorsun kendine... Yazmıyorken takip etmeyi bırakmadım elbette blogları da. Güzel şey blog. Elbette içine edeni de yok değil ama samimi bir yer yine de. Her neyse. Tekrar yazmak istiyorum'a getirceğim konuyu. Nasıl bi tepki alırım nasıl bir geri dönüşü olur bilmem ama zaten çok da önemli değil, içimden gelen bu. Yine gündeme dair yazarım. Galatasaray'dan da vazgecmem zor. spor illa ki bir yerde olacak kaçarı yok. Ama sanat da yazmak istiyorum, müzik, tiyatro sinema. hayat. gündem. siyaset. ekonomi. aşk acısı. meyvenın faydaları. komik bir anım. her şeyi. Bu blogu duvarım haline getirmek istiyorum. Herkesten kaçtığım ve yanlız kaldığım duvarım. Ve ben değil sadece yazdıklarım görünsünler istiyorum. Budur derdim sabahın 6'sında. Yazmak istiyorum yeniden. Ama önce blog u bir elden geçirmek lazım. sağlam bir düzene oturtmak lazım, iyi bir tema oluşturmak lazım vs. Yeni yıl, yeni blog. Mutlu Yıllar hepinize!!!

Bir Sabrı Sarıoğlu Geyiği...

| 21.7.11


Kısa ama 'blackshankon' rumuzlu delükanlı iyi iş çıkarmış=)

Günün Şarkısı || Radiohead - Creep

| 20.7.11


Sözleriyle, tınısıyla, duygusuyla inanılmaz bir parça. Adam yazmış söylemiş bize de keyifle duyguyla dinlemek düşer.

İsteyen için sözleri ve çevirisi.

When you were here before, couldn't look you in the eye.
Sen önceden buradayken, gözlerinin içine bakamazdım.

You're just like an angel, your skin makes me cry.
Bir melek gibisin, tenin beni ağlatıyor

You float like a feather in a beautiful world
Güzel bir dünyada, bir tüy gibi süzülüyorsun

I wish I was special, you're so fucking special.
Keşke özel olsaydım, sen inanılmaz özelsin.

But I'm a creep, I'm a weirdo.
Ama ben bir sürüngenim, ben bir ucubeyim

What the hell am I doing here?
Ben burada ne b.k yiyorum?

I don't belong here.
Ben buraya ait değilim.

I don't care if it hurts
Acıtmasını umursamıyorum

I want to have control.
Ben kontrole sahip olmak istiyorum.

I want a perfect body
Mükemmel bir beden istiyorum

I want a perfect soul
Mükemmel bir ruh istiyorum.

I want you to notice when I'm not around.
Ben ortalarda yokken farketmeni istiyorum

You're so fucking special, I wish I was special.
Sen inanılmaz özelsin, keşke özel olsaydım.

But I'm a creep, I'm a weirdo
Ama ben bir sürüngenim, ben bir ucubeyim

What the hell am I doing here?
Ben burada ne b.k yiyorum?

I don't belong here.
Ben buraya ait değilim.

She's running out the door
O kapıdan dışarı koşuyor

she's running,she run, run, run, run, run.
Koşuyor, koş, koş, koş, koş, koş.

Whatever makes you happy,
Seni her ne mutlu ederse

Whatever you want.
Her ne istiyorsan.

Ruhu Yakalama Peşinde || Gidenler

| 18.7.11




         Evet önce Fatih Terim'in bahsettiği daha sonra da Nike'ın konseptinine yansıttığı ''Ruh'' meselesini hepimiz çok uzun bir süredir dillendiriyoruz aslında. Şu 2000 ruhunu yakalamak için bi hacıya hocaya gitmediğimiz kaldı herhalde bunca zaman. Şimdi yine aynı çaba var ama bu defa işin öncülüğünü bu işi en iyi yapabilecek adam yapıyor. Fatih Terim. Ve yine aynı şekilde o ruhla büyük başarılar elde eden, Hasan-Tafarel-Davala üçlüsü ve de Tugay Kerimoğlu takımın bir parçası hali hazırda. Ee doğal olarak bunların ardından bizler de geçen sezonu tarihten olamasa da anılarımızdan silip yeni sezonun heyecanı içerisinde bulduk kendimizi. Bu heyecanı da ilk olarak transfer döneminde yaşıyoruz tabi ki.

          Takımdan bir çok ismin gönderileceği malumdu, zira bir şeylerin değişmesi gerekliydi. Neill, Insua, Kewell, Barış ve Zapata kopan ilk halkalar oldular. Devamı ise dün geldi. Mustafa Sarp, Serdar Eyilik, Okan Derici, Mehmet Batdal, Pino, Musa Çağıran ve Serkan Kurtuluş gidenlerin ikinci partını oluşturuyor. Eyilik kiralık olarak Karşıyaka'ya imza attı bile. Sanırım Serkan, Musa ve Okan da yine kiralık olarak başka takımlara gönderilir diğerlerine de kendilerine kulüp bulmaları söylenir.
                                      
          Gidenlere baktığımda kendi adıma üzüldüğüm kimse yok. Ama Aydın Yılmaz'ın hala ve hala şans buluyor olması inanılır gibi değil. Bunu da değerlendiremezse diyecek söz kalır mı bilemiyorum. Ayhan Akman da gitmesi beklenen ama yine de takımda kendine yer bulan isimlerden oldu ve de bu beni pek şaşırtmadı zira Terim takımda tecrübeli oyuncu eksiği hissediyor olmalı. Ama tabi Almanya kampı sonrası yine gidenlerin olabileceğini de yine hocadan duyduk. Aykut, Aydın ve de Ayhan gitmesi en yüksek ihtimalli oyuncular desek yanılmayız sanırım ama bekleyip göreceğiz. Liverpool maçına kadar transferlerin biteceğini ve takımın son halini alacağını açıkladı Ali Dürüst ama bu geçiştirme söylemlerini yönetim olarak yapıyorlar sürekli. Adnan Polat'ın da çok yaptığı gibi...

Muallaklar içinde yeni Sezon, Karanlıklar ardında yeni Umutlar...

|
             Fenerbahçe bu kez son haftada şampiyonluğun kaçmasına izin vermemiş ve Sivasspor'u 4-3 mağlup ederek 18. şampiyonluk kupasını müzesine götürmüştü. Trabzonlular üzüldü, çünkü daha çok hakettiklerini düşünüyorlardı. Antep, Bursa ve Beşiktaşlılar ise şampiyonluktan çok elde ettikleri Avrupa biletleriyle ilgileniyorlardı. İşte bu beş takım ya iyi bi sezonun ya da kötünün iyisi tesellisiyle avunuyordu ama biz Galatasaraylılar'ın umrunda bile değildi bu olanlar. Birçoğumuz değil maçları, özetleri bile umursamaz olmuştuk, takım o kadar kötüydü ki, kulübün içinde dışında olanlar, Florya'da olanlar, lisede olup bitenler o kadar çirkindi ki, İyi Günde Kötü Günde felsefesi bile havada kaldı, o kadar soğutulduk belki de. Sonra derken yeni yönetim geldi başa, yeni hedefler, büyük vaatler, iddialı laflar... Fatih Terim'in başına getirildiği ve bir çok futbolcunun gönderildiği bir futbol takımı çıktı karşımıza. Bunlar olurken de Fenerbahçe Voleybol Takımı'na Avrupa'da Dünya'da finaller oynatan adam Mehmet Ali Aydınlar, tüm kulüplerin desteğini alarak yeni Federasyon Başkanı oldu. Aynı zamanda bir de seçim atlattı Türkiye bu sırada ve bunun spora da bir etkisi vardı keza artık sporun bakanlığı vardı, Spor ve Gençlik Bakanı adı altında Suat Kılıç artık sporun siyasetteki en yüksek ismiydi. Bunlar çok sıradışı şeyler değildi, öyle ya da böyle takımlar ya da futbol camiası bir sezonu geride bırakmış ve yeni sezon için hazırlanmaya başlamıştı olağan işleyişinde. Ama bir sabah Türkiye'nin hatta Avrupa'nın bile gündemini değiştirecek bir haber düştü ajanslara. Tarihin en büyük ( çünkü daha önce buna imkan tanıyacak yasal düzenleneme yoktu) şike operasyonu başlamıştı ve başrolde şampiyon Fenerbahçe ve de  başkanı Aziz Yıldırım vardı. Bir çok yönetici, futbolcu ve de takım bu soruşturmaya dahil ve şuanda da devam ediyor olay. Hepimiz beklemedeyiz, kafamızda milyonlarca soru milyonlarca endişe. Lig ertelenecek mi, suçlar ispatlanabilecek mi, yoksa ortada bir suç yok mu, bunlar komplo mu, avrupa serüvenleri ne olacak takımlarımızın, ortada kalan kupalar ne olacak, ligimiz gerçekten bu kadar kirlendi mi vs vs vs. Bu konuyu daha hiçbir şey kesinlik kazanmadan dillendirmek istemiyorum ama merakla bekliyorum ve birçokları gibi ben de liglerin soruşturma tamamlanmadan başlatılmamasını mantıklı buluyorum. Diğer türlüsü çok daha haksız sonuçlara yol açabilir zira...

Bir İyi(Stoch) Bir Kötü(Caner) Bir Güzel(Gökhan Gönül)

| 3.5.11
                                            
                Ligde şampiyonluk heyecanının zirveye ulaştığı son üç haftaya girilirken Fenerbahçe evinde ruhu da aklı da kupada olan İBB'yi net bir skorla geçerken şampiyonluk için de ne kadar istekli olduğunu hem taraftarı hem de futbolcularıyla herkese bir kez daha gösterdi. Maçı analiz etmekten ziyade belirtmek istediğim bir kaç anektod var maç içi, öncesi ve sonrasıyla ilgili.



             Öncelikle bu maçta en çok dikkat verilmesi gereken şey şampiyonluk yarışındaki altın üç puan dışında Barcelona scoutları tarafından maçın izleniyor olmasıydı. Bir Türk takımında, Türkiye'de yetişmiş bir Türk futbolcuyu Barcelona'nın izliyor olma ihtimali gerçekten de harika bir şey. Avrupa'da büyük takımların forvetlere, hücum oyuncularına milyonlarca dolar akıtma devri
yavaş yavaş geride kalıyor tabi bu da bunun bir sonucu. Al sağlam bir forvet koy arkasına iki üç servisçi at golleri al maçı devri bitince doğal olarak Maicon'lar Ramos'lar Kolarov'lar için büyük paralar dönmeye başladı. Zira Manchester City'nin Ramos için, Real'in de Maicon için çıldırdığını hepimiz biliyoruz nihayetinde. Artık başarılı olmak isteyen takımlar, oyunun iki yönlü oynayabilen, yüksek fizik kapasitesinin yanında düzgün ayaklı, pozisyon bilgisi ve mental özellikleri yüksek bek arayışında son 4-5 sezondur. Eskiden stoperden bozma bek yapılırdı ve sırıtmazdı da pek ama şimdi bek'in hası aranıyor denilebilir aslında. Tam donanımlı bek.. Gökhan Gönül de Andre Santos da bu tip bekler. Barcelona'nın da gözünün üzerlerinde olması gayet normal. Özellikle Gökhan Gönül üzerinde durmak gerekirse, Türkiye'de adı yurtdışı için en çok konuşulan olan Arda'dan bile daha kolay uyum gösterecektir Avrupa futboluna ve evet kalitesi Barcelona'yı da kaldırır Milan'ı da.

             Olayın bir de başka bir yönü var. Barcelona'ya dönüp bakıldığından sağ bek olarak Dani Alves gibi bir isim var. Hem yaşı hem de kalitesi uzun yıllar oynamaya yetecek bir isim. Yani aslında eğer kadro genişliği bakımından bir şey düşünmüyorlar ise Gökhan birinci ihtiyaç değil. Ama sol tarafa bakıldığında Abidal, Maxwell ve Adriano gibi isimleri görüyoruz. Maxwell'i oldum olası Barca'ya uygun görmedim. Adriano ise sol bek değil asıl mevki itibariyle. Abidal ise kaliteli bir oyuncu olmakla beraber yaşı 32'ye dayanmış durumda. Bu durum da acil kaliteli bir sol bek transferi ihtiyacını doğuruyor Katalanlar için. Andre Santos da ( tabi iyi bir Santos) Barcelona'da tam naısl oynar pek idrak edememekle beraber kalitesine inandığım bir futbolcu. Keza söz konusu Milan, City veya Liverpool gibi takımlar olsa hayli hayli oynar derdim de Barcelona dedik mi her oyuncuyu yakıştıramıyoruz tabi. Gökhan'a kıyak mı geçtik ne=)


            Aslında değinmek istediğim asıl konuya değinmedim henüz. İBB karşısında iyi bir maç çıkaran ve bu maçta ve Antep maçlarında galibiyete büyük katkıda bulunan Miroslav Stoch'un maç sonu açıklamaları.. Şöyle ki :

''Hollanda'dan geldiğimde bir adaptasyon süresine ihtiyacım vardı. Ben Hollanda'da iyiydim, burada olayların benim adıma iyi gelişeceğini sandım, kolay sandım belkide burayı. Bu benim hatam tabii ki. Şu anda daha fazla ne yapacağımı biliyorum. Burada futbolun sert, oyuncuların kaliteli olduğunu gördüm. Hatalarımdan ders alarak şu anda oynuyorum.''

 Bu cümleleri kuran adam, kendi özeleştirisini televizyonlar önünde açık sözlülükle söyleyen her futbolcu kendini geliştirir, gelmek istediği yere de kolay gelir efendim. Kanımca budur. Adam vay efendim ben süperdim oydum buydum buraya geldim beni oynatmadınız demedi. Dememesi de lazım. Ama ülkemize gelen onlarca futbolcunun temel problemi bu. Hele de Avrupa'da kalbur üstü bir ligden gelmişse... Helal olsun dediğim adamdır bu hafta Stoch dolayısıyla. Tebrikler!

Bir laf da Caner Erkin'e. O da şöyle demiş :

''Trabzonspor'un '3 Büyüklerin' içine girdiğini düşünmüyorum. Galatasaray ve Beşiktaş bizim ezeli rakiplerimiz. Onların düşük bir sezon geçirmeleri ve yarıştan erken kopmaları, Trabzonspor'un bu kadar öne çıkmasına sebep oldu. Ben inanıyorum ki; Trabzonspor puan kaybedecek ve biz inşallah Ankaragücü maçında taraftarımızın karşısına hem lider hem şampiyon olarak çıkacağız'' 

''Fenerbahçeliliğime gelirsek, Galatasaray'da oynarken bile Fenerbahçe kaybettiğinde üzülüyordum''  ''Açık açık söyleyeyim bunu. Buradayken de maç kaybettiğimizde kendimi çok kötü hissediyorum. Bütün gece aklıma o maç ve takım arkadaşlarım takılıyor. Kazandığımızda ise tadından yenmiyor'' .

               Öncelikle Caner'in şunu bilmesi gerekir ki, onlar sezon başında yokları oynadığında Trabzonspor taş gibi top oynuyordu. Ayrıca evet Fenerbahçe ikinci yarı olağanüstü bir performans gösterdi ve 14te 13 yaptı ama bu 13 maçı da hak etti mi tartışılır. Evet futbolcular her maçı istedi her maçta mücadele etmeye çalıştı, inandı ama yine de bu kadar maçın kazanılmasında hakem hatalarının ya da maç içindeki şans vari olayların da etkisi çok. Ki olur bu, gayet normal. Şampiyonluk iyi oyunla gelmez, yakalanan havayla gelir zira. Sezon geneline bakarsak Trabzonspor ikinci yarının başındaki bocalama dönemi dışında sezon boyunca en istikrarlı ilerleyen ve başından beri şampiyonluk potasında olan bir takım ve bunu da alınlarının teriyle yaptılar kesinlikle. Ayrıca büyüklük taraftar sayısı, ekonomik gelir demek değilse Trabzonspor da en az üç büyükler kadar büyüktür. Bursaspor'a bu kadar kolay diyemezsiniz bunu onların daha yolları var ama Trabzonspor büyüktür ve bunu herkesin benimsemesi gerekir. Başta Caner'in. 

Ve Caner Galatasaray'da oynamış olman büyük hataydı bunu her geçen gün daha iyi gösteriyorsun. Ama iki de bir de ordan Galatasaray'A atıp tutmanın, vay efendim böyleydi de böyle şöyleydi de şöyle demenin alemi yok. Çeneyi biraz tutmak lazım... 

Transfer # Yekta Kurtuluş

| 21.1.11


         Galatasaray için gün epey hareketli ceryan ediyor olsa da arka planda kalan önemli şeyler var. Resmiyet kazanan transferler gibi. Zapata ve Stancu ile birlikte resmiyet kazanan son transferimiz Yekta Kurtuluş oldu. Sol yıllarda kadromuza kattığımız en mantıklı yerli oyuncu tercihi olmaya aday bir oyuncu Yekta. Keza sezon başında da sık sık adı bu transfer için geçiyordu ama gerçekleşmesi için Ocak ayını beklemek zorunda kaldı taraflar. Cana ile beraber ortasahanın mücadeleci tarafında bir hayli büyük bir açığı kapatacaktır Yekta. Ayrıca yaratıcılık yönünden de beklentileri karşılayacağına şüphem yok. En azından Mustafa Sarp ve Ayhan'dan medet ummaktan sıkılan bizler için iyi haber... Bonservisi için verilen 3 milyon 750 bin euroluk kısmı ise henüz 25 yaşını yeni doldurmuş ve milli takıma seçilmiş bir futbolcu için çok yüksek bir rakam değil. En azından yerli pazarında havada uçuşan rakamlardan sonra bu mevlanın pek bir absürt tarafı kalmıyor ki bence makul görülebilir bir rakam. Öyle ya da böyle bir Süperlig kulübünün 25 yaşında, milli takıma seçilmiş kaptanını alıyorsunuz. Geçen senelerdeki performanslarına baktığımızda da 2007'den bu yana formasını terlettiği Kasımpaşa'da 98 maç/10 gol/8 asist gibi bir istatistiği var İzmirli hemşerimin... 


Doğum tarihi: 11.12.1985
Yaş:            25
Boyut:                 1,73
Pozisyon:         Orta saha - Çok yönlü
Kullandığı Ayak: Her ikisi de ama daha çok sağ

Yaklaşık bir sene önce Yekta için karaladığım bir analiz:

KasımPaşa Beyi || Yekta Kutuluş



Ye Bakalım Helva'nı...

|

Başkanlığından şüphe ettiğim oldu ama adamlığından hiç olmadı Adnan Polat... Evet kaçırdığın noktalar yine var, yanlış yaptığın şeyler de lakin bilirim ki o koltuğu şu an ağzı laf yapan, oluşan işlerin üstüne konmaya çalışan tüm o leş kargalarından, korkaklardan daha çok seviyor ve hakediyorsun. Kim ne derse desin!!!
 Bunu bugün anlamadım, seçildiğin ilk gün anladım ve kötüysen sen kusura bakmasınlar kötülerin de en iyisi sensin, onlar masallarını anlata dursunlar; tekrar ayağa kalktığın şu saatte yolun açık olsun, arkandayız.En azından kendi adıma...


Ve Mehmet Helvacı, yukarıda Allah var ki ilk günden beri içim ısınmadı sana sonunda da nasıl bir zat olduğun gün yüzüne çıktı ne varki... Bugün helva yemeyi umuyordun  biliyorum lakin yediğin senin ki oldu... Hainlik ne kötü şey. Ye bakalım Helvanı...

Haydi güzel günlere!

Neler Oluyor Hayatta #6

|
 
# Konyaspor Zayetta'yı almış.
- Konyalı arkadaşlar alınmasın ama bu yönetim anlayışıyla, sene başında yirmi sene ortasında 10 transfer yapan, olayı sadece günü kurtarmak olan bu yönetimle küme düşmek haksızlık olmaz

# Beşiktaş Tabata'nın da bonservisini dondurdu.
- Uğur derin donduru vardı eskiden, şükür rakibi bulundu...

# Kayserispor'dan Karim Ziani hamlesi...
- Moritz, Santana, Ziani, Amrabaat, Cangele, Troisi... Sahi feci kadro kurdular. Kurulması gerektiği gibi hem de...

# Kenny Miller Bursaspor'da!
- 30 yaşın üstündeki transferleri pek onaylamam laki Miller Bursa'ya çok şey katacaktır. Zaten 700 bin euroluk bonservis de çok bir mevla değil, iyi transfer.

# Gaziantepspor'da Ahmet Ari kadro dışı...
- Sıkı takibimde olan oyunculardan biriydi ama sönüp gittiği çoktan aşikar. Mevzu apaçık ortada ve her Türk futbolcusunda olduğu gibi kılasik :  Yetenek çok kafa yok...

# Göztepe 2.Lig'de liderliğini sürdürüyor..
- Haydi Göz-Göz İzmir de, Altay da, Karşıyaka da seni özledi...

# Emre Çolak süre almaya Cem Sultan oturmaya devam ediyor...
- Emre'nin yetenğine lafım yok alkin biri ona kendine güvenmesini söylerken abartmış sanırım bu kadar kötü top kullanmasına tahammül edemiyorum artık. Altyapıda her maç hattrick yapan Cem en az onun kadar bir şansı hakediyor bence.

# Mehmet Yılmaz Antalyaspor'da.
- Son 3 yıldaki 4. transferi. Her zaman tecrübeli bir süperlig oyuncuyu bulundurmayı sever takımlar, haklıdırlar da. Öyle ya da böyle yarar sağlar Mehmet Yılmaz.

#  Bu devre arasındaki transferlerle birlikte ligimizdeki Polonyalı sayısı 9'a yükseldi ki bu da onları ülkeler bazında 3. yapıyor. Brezilyalı sayısı ise 22. Tabi geçmiş senelerde bu rakamın 50 civarında olduğunu düşünürsek fayda sağlamayan Brezilyalı olsun bizim olsun mantığından da sıyrılırıyoruz sanıyorum ki...



# Ve son olarak ilginç olmayan bir haber : Fatih Altaylı ve Hıncal Uluç yine boş konuşmuş...

Erkekler ve Kadınlar || Arabalar ve Ülkeler

| 18.1.11

Zamanında bir arkadaşımın gönderdiği enfes bir yazı=)

ERKEK
*20 yasinda erkek FIAT gibidir. küçük ama hizli.

*20-30 yas arasinda PORSCHE gibidir. Hizli ve konforlu.

*30-40 arasi erkek VOLVO gibidir. Biraz sıkıcı ama teknik olarak
mükemmel.

*40-50 yas arasi erkek OPEL gibidir. Yapabileceginden fazlasini vaat
eder.

*50-60 arasinda ise eski bir FORD gibidir.Harekete geçirmek icin
karbüratöre biraz alkol koymak gerekir.

KADIN

*15-25 Arasinda kadin AFRIKA gibidir. Yari kesfedilmis,yari bakir.

*25-35 Yaslari arasinda AMERIKA gibidir.Tamami kesfedilmis ve
bilimsel olarak mükemmel.

*35-45 yaslari arasinda HINDISTAN ve JAPONYA gibidir. Çok atesli, bilge ve
güzel.

*45-55 arasinda kadin FRANSA gibidir.Savastan hasarli çikmis ama hala
çekicidir.

*55-60 arasinda kadin ALMANYA gibidir.Savasi kaybetmistir ama
umutlari vardir.

*60-70 arasinda kadin RUSYA gibidir.Genis sakin ama kimsenin
gitmedigi.

*70 inden sonra kadin TÜRKIYE gibidir.Sanli bir geçmis ama gelecek
yok.

Günün Karikatürü #36 || Mutfaktaki Ses

|

TT Arena, Adnan Polat ve Diğerleri

|
 
Öncelikle yazmaya verdiğim ara bitti sanırım, uzun bir aradan sonra ilk yazıyı giriyorum... Konu malum, yeni mabed, açılış ve meydana gelen tatsız olaylar...

Öncelikle herkes gibi ben de böyle bir stada sahip olmaktan ötürü ne kadar sevindiğimi anlatamam. Premier Lig hissine kapılarak Galatasaray izlemek bir farklı olacak. Hayırlı olsun diyelim asıl meseleye girmeden...

Aslında medyada son üç gündür o kadar çok yankı buldu ki bu olay, o kadar çok dillendirildi, kimilerince de oyuncak edildi ki olayın hikaye tarzını aksetmeyi gerek bulmuyorum. Stat açılışı için planlanan onca şey, harcanan paralar, sarfedilen emek ve mahvedilen bir gece. Üzücü, gerçekten üzücü... O gece yaşananlar gibi sonrasında yaşananlar, söylenenler de üzücü... Öncelikle olaya gelelim. Açıkcası stat atmosferini hepimiz biliriz ki bir yerden bir şey başladı mı bir anda içinde buluruz kendimizi çoğu zaman. O stattaki seslerin yükselmesini bununla açıklayabiliriz, o yüzden de stattaki herkese terbiyesiz demek kimsenin haddine değil ama orada terbiyeden nasibini almamış olanların bulunduğunu da inkar etmek mümkün değil. Siyasi duruşu, tuttuğu takımı, veya geçmişi ne olursa olsun bu stadın temelinin atıldığı günden beri en ince ayrıntısıyla ilgilendiği herkesce dile getirilen insanı ne olursa olsun o stattan öyle ayrılmaya zorlamamak gerekirdi. Evet TOKİ başkanı hiç olmayacak bir yerde hiç olmayacak bir cümle kurdu ama bu yine de bize yakışmayanı yakışır gösterecek değil. Biz miydik dünyanın en misafirperver ülkesi sahi? Hepimiz biliyoruz ki bu ülkede bir şeyler ilerlemiyorsa, akışında giden rayına oturan tam bir şey yoksa ve yahut da başlanılan bir iş hiç bir zaman vaktinde bitmiyorsa bunun sebebi BÜROKRASİdir. O gün orada yuhlanılan kişi o ya da bu amaçla, ne olursa olsun tüm devlet bürokrasisini, stat yapımıyla aslında alakası olmayan kurumu ve de aslında çok da hakkımız olmayan parayı bizlerin hizmetin sunmuştur. Bu yüzdendir ki başbakana karşı olan o tepkiler hakkedilmemiş tepkilerdir.... 


İkinci olarak her ne kadar iyi niyetinden hala şüphe etmiyorsam da bazı konularda bir hayli rahatsızlık vermeyee başlayan Adnan Polat'a getirilen eleştirilerden bahsetmek gerekir. Bugün birçok yerde, bir çok ağızdan bu güzide kulübün birinci adamının yaşadığı mahcubiyeti yalakalık olarak lanse edenler var. Olayın şokuyla provokatör yerine protestocu dedi diye ''sen kimsin lan'' diye manşet atan gazeteler var. Rezillik. Şu kulübü herşeyiyle takip eden herkes bilir ki Adnan Polat'a karşı desteklenen provoke edilmiş bir grup var ki, Fenerbahçeli çocukları döven de, maçların birinci dakikasından itibaren takımı yuhalayanlar da bunlar. Ve o gün statta bu olayı başlatanlar da büyük ihtimalle onlardı. Onların da kimin maşası olduğu aslında aşikar ama bunlar sonra konuşulacak şeyler, daha fazla şey bilince diyelim... 


Bunun dışında bu olayı tüm Galatasaray camiasına veya o gün statta bulunan tüm kişilere mal etmeye çalışanlar da umduklarını bulamadı, bu işin sevindirici tarafı. Ultraslan'ın anında tepkisini ortaya koyması da önemliydi bu bakımdan... Başbakan'ın da kulübü hoşgördüğünü ve bugün ortaya atılan stadın Galatasaray'dan geri alınacağı iddiaları da komik geldi bana. İmkansız gibi bir şey o söz edilen şey. Zaten ortada devir işlemi yapılmadıysa bile protokol var. Her şey tamamlanıp düzlüğe çıkılacaktır. Ah bir de şu transferler takıma dahil edilse...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Copyright © 2010 AcademyLion