Keblinger

Keblinger

Biri bir şey demiş:

Artık eş zamanlı olarak buradayım:

http://jesusyavuz.tumblr.com


(jesusyavuz)

Bir İyi(Stoch) Bir Kötü(Caner) Bir Güzel(Gökhan Gönül)

| 3.5.11
                                            
                Ligde şampiyonluk heyecanının zirveye ulaştığı son üç haftaya girilirken Fenerbahçe evinde ruhu da aklı da kupada olan İBB'yi net bir skorla geçerken şampiyonluk için de ne kadar istekli olduğunu hem taraftarı hem de futbolcularıyla herkese bir kez daha gösterdi. Maçı analiz etmekten ziyade belirtmek istediğim bir kaç anektod var maç içi, öncesi ve sonrasıyla ilgili.



             Öncelikle bu maçta en çok dikkat verilmesi gereken şey şampiyonluk yarışındaki altın üç puan dışında Barcelona scoutları tarafından maçın izleniyor olmasıydı. Bir Türk takımında, Türkiye'de yetişmiş bir Türk futbolcuyu Barcelona'nın izliyor olma ihtimali gerçekten de harika bir şey. Avrupa'da büyük takımların forvetlere, hücum oyuncularına milyonlarca dolar akıtma devri
yavaş yavaş geride kalıyor tabi bu da bunun bir sonucu. Al sağlam bir forvet koy arkasına iki üç servisçi at golleri al maçı devri bitince doğal olarak Maicon'lar Ramos'lar Kolarov'lar için büyük paralar dönmeye başladı. Zira Manchester City'nin Ramos için, Real'in de Maicon için çıldırdığını hepimiz biliyoruz nihayetinde. Artık başarılı olmak isteyen takımlar, oyunun iki yönlü oynayabilen, yüksek fizik kapasitesinin yanında düzgün ayaklı, pozisyon bilgisi ve mental özellikleri yüksek bek arayışında son 4-5 sezondur. Eskiden stoperden bozma bek yapılırdı ve sırıtmazdı da pek ama şimdi bek'in hası aranıyor denilebilir aslında. Tam donanımlı bek.. Gökhan Gönül de Andre Santos da bu tip bekler. Barcelona'nın da gözünün üzerlerinde olması gayet normal. Özellikle Gökhan Gönül üzerinde durmak gerekirse, Türkiye'de adı yurtdışı için en çok konuşulan olan Arda'dan bile daha kolay uyum gösterecektir Avrupa futboluna ve evet kalitesi Barcelona'yı da kaldırır Milan'ı da.

             Olayın bir de başka bir yönü var. Barcelona'ya dönüp bakıldığından sağ bek olarak Dani Alves gibi bir isim var. Hem yaşı hem de kalitesi uzun yıllar oynamaya yetecek bir isim. Yani aslında eğer kadro genişliği bakımından bir şey düşünmüyorlar ise Gökhan birinci ihtiyaç değil. Ama sol tarafa bakıldığında Abidal, Maxwell ve Adriano gibi isimleri görüyoruz. Maxwell'i oldum olası Barca'ya uygun görmedim. Adriano ise sol bek değil asıl mevki itibariyle. Abidal ise kaliteli bir oyuncu olmakla beraber yaşı 32'ye dayanmış durumda. Bu durum da acil kaliteli bir sol bek transferi ihtiyacını doğuruyor Katalanlar için. Andre Santos da ( tabi iyi bir Santos) Barcelona'da tam naısl oynar pek idrak edememekle beraber kalitesine inandığım bir futbolcu. Keza söz konusu Milan, City veya Liverpool gibi takımlar olsa hayli hayli oynar derdim de Barcelona dedik mi her oyuncuyu yakıştıramıyoruz tabi. Gökhan'a kıyak mı geçtik ne=)


            Aslında değinmek istediğim asıl konuya değinmedim henüz. İBB karşısında iyi bir maç çıkaran ve bu maçta ve Antep maçlarında galibiyete büyük katkıda bulunan Miroslav Stoch'un maç sonu açıklamaları.. Şöyle ki :

''Hollanda'dan geldiğimde bir adaptasyon süresine ihtiyacım vardı. Ben Hollanda'da iyiydim, burada olayların benim adıma iyi gelişeceğini sandım, kolay sandım belkide burayı. Bu benim hatam tabii ki. Şu anda daha fazla ne yapacağımı biliyorum. Burada futbolun sert, oyuncuların kaliteli olduğunu gördüm. Hatalarımdan ders alarak şu anda oynuyorum.''

 Bu cümleleri kuran adam, kendi özeleştirisini televizyonlar önünde açık sözlülükle söyleyen her futbolcu kendini geliştirir, gelmek istediği yere de kolay gelir efendim. Kanımca budur. Adam vay efendim ben süperdim oydum buydum buraya geldim beni oynatmadınız demedi. Dememesi de lazım. Ama ülkemize gelen onlarca futbolcunun temel problemi bu. Hele de Avrupa'da kalbur üstü bir ligden gelmişse... Helal olsun dediğim adamdır bu hafta Stoch dolayısıyla. Tebrikler!

Bir laf da Caner Erkin'e. O da şöyle demiş :

''Trabzonspor'un '3 Büyüklerin' içine girdiğini düşünmüyorum. Galatasaray ve Beşiktaş bizim ezeli rakiplerimiz. Onların düşük bir sezon geçirmeleri ve yarıştan erken kopmaları, Trabzonspor'un bu kadar öne çıkmasına sebep oldu. Ben inanıyorum ki; Trabzonspor puan kaybedecek ve biz inşallah Ankaragücü maçında taraftarımızın karşısına hem lider hem şampiyon olarak çıkacağız'' 

''Fenerbahçeliliğime gelirsek, Galatasaray'da oynarken bile Fenerbahçe kaybettiğinde üzülüyordum''  ''Açık açık söyleyeyim bunu. Buradayken de maç kaybettiğimizde kendimi çok kötü hissediyorum. Bütün gece aklıma o maç ve takım arkadaşlarım takılıyor. Kazandığımızda ise tadından yenmiyor'' .

               Öncelikle Caner'in şunu bilmesi gerekir ki, onlar sezon başında yokları oynadığında Trabzonspor taş gibi top oynuyordu. Ayrıca evet Fenerbahçe ikinci yarı olağanüstü bir performans gösterdi ve 14te 13 yaptı ama bu 13 maçı da hak etti mi tartışılır. Evet futbolcular her maçı istedi her maçta mücadele etmeye çalıştı, inandı ama yine de bu kadar maçın kazanılmasında hakem hatalarının ya da maç içindeki şans vari olayların da etkisi çok. Ki olur bu, gayet normal. Şampiyonluk iyi oyunla gelmez, yakalanan havayla gelir zira. Sezon geneline bakarsak Trabzonspor ikinci yarının başındaki bocalama dönemi dışında sezon boyunca en istikrarlı ilerleyen ve başından beri şampiyonluk potasında olan bir takım ve bunu da alınlarının teriyle yaptılar kesinlikle. Ayrıca büyüklük taraftar sayısı, ekonomik gelir demek değilse Trabzonspor da en az üç büyükler kadar büyüktür. Bursaspor'a bu kadar kolay diyemezsiniz bunu onların daha yolları var ama Trabzonspor büyüktür ve bunu herkesin benimsemesi gerekir. Başta Caner'in. 

Ve Caner Galatasaray'da oynamış olman büyük hataydı bunu her geçen gün daha iyi gösteriyorsun. Ama iki de bir de ordan Galatasaray'A atıp tutmanın, vay efendim böyleydi de böyle şöyleydi de şöyle demenin alemi yok. Çeneyi biraz tutmak lazım... 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Copyright © 2010 AcademyLion