Keblinger

Keblinger

Biri bir şey demiş:

Artık eş zamanlı olarak buradayım:

http://jesusyavuz.tumblr.com


(jesusyavuz)


Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Her Maçın Panaroması Academy Lion'da |!|

| 6.3.10

Galatasaray'ın şampiyonluk yolunda çıktığı tüm maçların ardından maçın bilgileri, adamı, hayal kırıklığı, ilginç anı, oyuncuların performans puanlaması, maçın fotoğrafı, maçın görüntüsü gibi daha birçok şey Academy Lion Maç Panaroma'da... Panaromalara bakmak için hemen Tıkla !

Not : Elbetteki maç yazısı ayrı olacak... Panaroma kısmı bir nevi işin eğlence kısmı olacak. Çok severek hazırladığım bu bölümün sizde de merak uyandıracağına eminim..

En Güncel İstatistikler Academy Lion'da |!|

|
Galatasaray'ımızın şampiyonluk mücadelesi verdiği Süperlig'de ve içinde bulunduğumuz sezonun tüm maçlarında ortaya çıkan gol, maç, asist, kart vb. istatistiklerin tutulduğu ve en güncel bilgilerin olacağı Academy Lion Galatasaray İstatistikleri sayfası açıldı. Her maçta güncellenecek olan sayfaya sık sık ziyaret edeceğinizi umuyor, gerek araştırmalarınızda yardımcı gerekse merakınızı giderici olacağını umuyorum... Hayırlı olsun dileğiyle... Kolay gele !

İstatistiklere bakmak için hemen tıklayın !

Galatasaray 1 - 1 Atletico Madrid || Kısmet bu sanki...

| 25.2.10



Bu maçın her yönden ele alınma, değerlendirilme imkanı var ama ilk önce kısmet demek istiyorum ben. Eğer altıpastan üç tane %100 gol kaçırırıyorsanız, ceza sahası içinde hakemin gözü önünde rakibiniz topa eliyle müdahale ediyor ve Uefa'nın pozisyon kaçırmamak adına koyduğu o hakemler hala göremiyorsa pozisyonu, işler böyleyken sen yine de 90. dk'ya berabere giriyorsan ama yine de eleniyorsan ben de burda kısmet derim. Bilmiyorum çok mu duygusal baktım maçın sıcaklığıyla ama durum böyle sanki. Tabi maçta değinecek yazılacak çok şey var, kısmete bağlayıp bitirilecek bir maç değil...



Bugün Galatasaray fena top oynamadı ama gerçek Galatasaray gibi de oynamadı. Ali Sami Yen bu sezon ilk defa bu kadar doluyken takımın daha hücum mantaliteli olmasa da daha istekli ve güvenle oynamasını beklerdim.. Neyse değerlendirmeye başlayalım..

Takım maça topu kendinde tutarak ve Atletico'yu üstüne çekme arzusuyla başladı.. Nitekim maçın ilk çeyreği de pozisyon olmadan üstünlük mücadelesi şeklinde geçti, keza yine de topa daha çok sahip olan takım Galatasaray'dı. Oyun planı evsahibi takımı üstüne çekerek hızlı adamlarıyla kontradan gol bulmak olan Atletico'nun işi de bu yüzden zorlaşarak top yapamaz hale geldiler. Aguero'yu savunma arkasına kaçırma planları da riske girmeden, sabit oynayan Servet-Neill ikilisine takıldı. Hoş Servet bey sabit olmasının nazar boncuğunu 90. dk'da hediye etti takıma ya, neyse. Nitekim 17. dk'da Uğur'un enfes ortasında zamanla hatası yapan Elano müsait bir pozisyonu değerlendirememekle beraber Galatasaray'ın maça ağırlığını koyduğu dakikaları başlattı. Bu pozisyondan 3 dakika sonra yine Elano hızlı gelişen atakta çarprazdan etkili bir şut çıkaramayınca gol sesine özlemimiz arttı. Dk 35 olduğunda ise, Mehmet Topal'ın Hakan'a onun da Keita'ya çıkardığı güzel paslar Keita'nın da harika ortasıyla tamamlanınca Arda altıpasta harika bir pozisyon yakaladı ama topu hepimiz zihnimizde ağlara yollamışken o üstten dışarı yolladı. Kaçan pozisyonlara rağmen ilk yarı mutlu bir şekilde bitti çünkü Atletico'nun pozisyonu bile yoktu. Ama kim bilebilirdi ki sakatlanıp oyundan çıkarken oh çektiğimiz Aguero'nun, maçın kaderini etkileyebileceğini. Lakin Aguero sakatlanmasa Atletico hücumda yine organize olamayacak, maçın ilerleyen dakikalarında riske girmek zorunda kalacak olan Flores, Forlan'ı da oyuna sürecek ve böylece biz de yakaladığımız ani fırsatlarla maçı koparabilecektik. Ama bazen olmayınca olmuyor işte...



İkinci yarıya kötü başladı Galatasaray... Atletico'da meastro görevini üstlenen Reyes'in kilidi olan Elano'nun sakatlığı maçın kaderini direk etkileyen faktörlerden biri oldu. Reyes'i tutamayınca takım - keza Ayhan'ın tutabilmesini beklemiyorduk zaten - ikinci yarının ilk on dakikasında biri mucizevi Leo kurtarışıyla diğeriyse mucizevi direkle engellenen iki Reyes tehlikesi yaşadık. Daha sonra ise oyuna yavaşça ısınan Atletico 63'teki taç organizasyonunda takımın bi anlık konsantrasyon bozukluğundan yararlanarak Simao'yla golü buldu. Golden sonra silkelenen Galatasaray 66'da Arda'nın ortasında Keita'nın güzel kafa vuruşuyla beraberliği yakalayıp umutları tazeledi.. Bu arada Keita demişken bugün Uğur'la uyumları fena olmasa da Sabri'yi fazlasıyla aradığımı söyleyebilirim. Çünkü istekli bir Keita arkasında Sabri'yle çok daha fazla etkili olabiliyordu. Uğur onu çok yanlız bıraktı sanki, belki de Rijkaard'ın bu yönde telkinleri vardır ama yine de Sabri gibi insiyatif alması gerekirdi.. Neyse maça dönelim..


Maçın o malum 'Perea Elciği' pozisyonuna dek etkili olan takım Galatasaray'dı. Daha sonra bu kahreden hakem hatasına sinirlenen Caner'in sinirle üste üste yaptığı disiplinsiz hareketler ve takımı on kişi bırakması takımın da geriye çekilmesine neden oldu. Zaten morali bozulan takım bi de eksik olunca , üstüne kondisyon problemi de doğunca Reyes'in pasıyla bulduğu Forlan'ın uzak köşeye yolladığı plase turu ve hayallerimizi yok etti...



Sonuç böyle olunca maç içindeki pozisyonlara, hakemin o bariz hatasına ( hata mı acaba o da meçhul! ) ve Caner'e yanmamak elde değil... Ama yine de şöyle birşey varki her ne kadar eksik olun forvetiniz olmasın, yorgun olun vs vs ama siz Galatasaraysanız ve taraftarınız o stadı hınca hınç doldurduysa deplasmandan avantajla döndüğünüz rakibi de, tüm handikapları da gerekirse de hakemi yenebilmesiniz!!!
Geçen sene Hamburg maçıyla yaşadığımız uzun süreli travmayı umarım bu maçtan sonra da yaşamaz takım.. Biz yaşadık ama alıştık zaten...

İstatistikler:
8 Toplam Şut 10
3 İsabetli Şut 5
6 İsabetli Orta 2
18 Faul 7
4 Korner 0
2 Ofsayt 1
46 Topla Oynama (%) 54

Atletico Madrid 1-1 Galatasaray || Forvet yok peki ama Keita? :

| 19.2.10

Evet bugün forvet kelimesini tam olarak karşılayabilen kimse yoktu Galatasaray'da ama yine o şey vardı.Avrupa ruhu, kazanma isteği... Tabi bir de tank gibi ilerleyen Keita! Yarım saatlik kıpırdayışı turun kapılarını araladı Fildişilinin.

Öncelikle Rijkaard gerçekten Atletico'yu çözmüş ve yerinde teşhislerle taktiğini en iyi şekilde kurmuş. Ki takım mükemmel bir şekilde bunu uygulayamamasına rağmen gollü beraberliği alıp geldi Vicente Calderon'dan. Savunmasını öne kuran ve Galatasaray'ı sıkıştırmaya çalışacak olan rakibine karşı dirençli bir orta saha ve her mevkiye daha fazla defansif sorumluluk verdi Rijkaard. Sarp-Topal-Elano üçlüsü bu taktiğin en önemli bölgesiydi ve hocalarının yüzünü kara çıkartmadılar. Harikalardı gerçekten. Elano'nun Reyes'i sahadan silmesi enfesti. Topal'ın pas hataları ve Sarp'ın yine doğru yerde yanlış şeyler yaparak erken gol hayalimizi kursağımızda bırakması da işin eksi tarafı. Ama Sarp'ın ilerde çoğalmak ve savunmayı karıştırmak adına yaptığı işleri de görmezden gelmek olmaz tabi, ona Elano'dan daha fazla ofansif görev yüklüyor belki de Rijkaard. İlk yarıda kontrollü olurken bu kadar kötü bir defans kurgusuna sahip rakibe karşı gol bulmamız harika birşey olurdu ama olmadı ne yazıkki. 20 yasındaki De Gea Servet'in tam köşeye giden topunu harika çıkardı. Atletico üstümüze gelmeye çalıştı ki fırsatlar da yakaladı ama bu zaten olması gereken bişiydi. Bence bu kadar etkili oyuncuları olan Atletico'yu maximum düzeyde durdurduk. Servet biraz daha dikkatli oynasa o kadar pozisyon vermeyecektik belki de.
Oyuna kötü başlayan Caner kötü formonu gol yedirmekle süsleyince o dakikaya karşı hiçbir şey oynamayan Atletico devrenin son 15 dakikasında oyuna hakim olup pozisyonlar yakalasa da ikinci gol gelmedi. İkinci devrede ise Barcelona maçının yorgunluğu gözüktü hücum elemanlarında. Bu da bizim işimizi kolaylaştırıp oyunu kontrol altına almamızı ve sakince gol aramamıza olanak sağladı. Keita ilerde aktif olmaya, Arda geriye gelip ileri top taşımaya başlayınca gol beklentimiz de iyice artmaya başladı. Keza 53. dk da Keita'nın harika çalımları ve güzel şutunda De Gea yine başarılıydı. Bu yarıda yakaladığı pozisyonlarda eski kalecilerinin engeline takılan Atletico 77 'de Hakan Balta'nın ortasında arka direkte Keita'yı tutamayınca golü yedi ve maçı çeviremeyip umutlarını Ali Sami Yen'e bıraktı...

Tek tek performanslarına değinmek istediğim oyunculara gelelim şimdi de:

Elano : Bu maçta Elano'nun gerçek bir ortasaha olduğunu topu dağıtmada olduğu kadar defansif yönde de harika işler çıkarabileceğini gördük.
Caner: Çıkarken tepki göstermesi belki de ilk yarı bitmeden bu değişiklik olamasındandı ama son haftalardaki Caner'den uzaktı performansı. Zira belki maça ısınmamıştı daha ama oyuna müdahale etmek isteyen Rijkaard elbette Keita-Caner ikilisinden makul olanı seçti.
Neill: Avrupada son yıllarda yapılmış en iyi devre arası transferlerinden biri olduğunu gösterdi bu maçta, gitgide hayranlığım artmaya başladı Avustralyalı'ya. Kewell boş konuşmamış..
Servet: Rubin Kazan söylentileri doğru mudur bilinmez fakat Servet'in kafasının dağınıklığı barizdi. Gereksiz işler yaptı zaman zaman ve bu pahalıya patlayabilirdi takıma.
Arda: Kaptan yine çok çalıştı. İkinci yarıda da sazı eline aldı zaten.
Uğur: Çok soğukkanlı ve hırslıydı. Takımın en çok isabetli pas yapan ve top kapan elemanıydı.


Genel olarak hucüm kurgusu sağlam savunma elemanları nispeten zayıf olan( Atletico'nun çok kötü tabi) iki takımın karşılaşmasında çok fırsat ama az gol vardı.İkinci maçta bu futbolu ortaya koyan Galatasaray turu rahat alacaktır. Fakat bu maçtan değil 1-1, 3-0 galip de dönülmüş olsa takım kesinlikle rehavete kapılmamalı çünkü Atletico'nun yıldızları deplasman seven hızlı ve akıllı adamlar... Son olarak mutlu haber :Baros ya da Kewell ikinci maçta 20-30 dk da olsa oynayabilirlermiş (:

İstatistikler:
14 Toplam Şut 7
8 İsabetli Şut 4
7 İsabetli Orta 6

8 Faul 16

4 Korner 3

2 Ofsayt 4

53 Topla Oynama 47
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Copyright © 2010 AcademyLion