Keblinger

Keblinger

Biri bir şey demiş:

Artık eş zamanlı olarak buradayım:

http://jesusyavuz.tumblr.com


(jesusyavuz)


Jesus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jesus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YazıMı?

| 10.2.13


Öyle vakitler özellikle de öyle gecelerim oldu ki kafa kafa yorduğum şeyleri yazmaya kalkışmış olsaydım şu an yerli Freud olmuş olabilirdim. Abarttım evet. Ya da evet tam da "O" derece. Heh işte "o" derece var ya o derece, hani şu beynimin sularını kaynatan derece, düşüncelerin fırtınasında nereye tutanacağını bilemeyen bana artık uzak kalıyor. Çünkü yalnızlığımı attım, çünkü her şeyi bir yana bırakıp düşünebildiğim biri var artık.Hal böyle olunca eskisi kadar kafa yormuyorum sanırım.

Yalnızlık en iyi ortam şartı mıdır düşünmenin? Yahut da yalnızlık mıdır asıl düşünceye sevk eden?

Henüz tam olarak idrak edebilmiş değilim.

Şuraya ne yazdım aslında ondan da emin değilim.

Tek bildiğim bir çok şeyi boşa vermiş olmam.

Evet.

Saldım eşşeği çayıra falan fistanlı lafla bitiriyorum yazımı. Cümle içindeki gizli soruya da bakın: yazımı= yazı mı? Değil abi. Nedir? Onu da bilemiyorum işte. Durun bakalım gün gelecek her şeyi daha iyi yazıcam.

Kendinize iyi bakın. Laf olsun diye demiyorum cidden iyi bakın. Ha bir de güzel yaşayın be, keyif aldığınız şeyleri yapın. Gerçekten keyif aldığınız ama. Playstation oynayın ya alışveriş yapından değil kastım. Bays o zaman. Sağlıcakla.

Hayâller

| 10.1.13
Hayâllerinin gerçekleşmesi için önce hayâl etmek gerek...

Kendin İçin Bir Şey Yap!

|
Bir şeyi yapmak istiyorsanız, hayalini kuruyorsanız yapmaktan çekinmeyin. Deneyin. Adım atın. Çabalayın. Çünkü kim olduğunuzun, kime ne yaptığınızın önemi yok. Önemli olan nokta şu ki, yaptığınız şeyin size ne hissettirdiğidir.

Aklıma Gelmişken... Nedir Asıl Mesele?

| 28.12.12
Yalnızlık mı mesele yoksa bahtsızlık mı? Belki de asıl mesele yanlış yerde bulunmaktır.

Ramiz Dayı tirplerindeyim, farkettim.

Ya-ln.nl-ızlık

| 27.10.12
Bırak yanlızlık sarsın her yanını.
Yanlızsın zaten neyden kaçıyorsun?
İçindeki yanlızlığın farkına varmadın mı hiç? 
Kaçış noktalarını sildiğinde ne kaldı etrafında?
Mesele kaçış noktalarını benimsemek mi yoksa kurtulmaya çabalamak mı? Peki ya kurtulursan? 
Dert olur. 
İşte o zaman dert olur meret.
Hepimiz yanlızız be kardeş.Bir radyo programından ya da kült olmuş bir filmin repliklerinden akılda kalan bir cümle değil bu. Yanlızız. 
Basit.
Yanlızlığı da anlamak lazım esasında. "bir bosluk ki nasil insanla dolsun" demiş ozan zamanın birinde. 
Yanlızlığı insanla doldurmaya çalışmak hata belki de. Neyin yanlızlığındasın önce onu bilmen gerek. Bilmek de işe yaramaz ya, insan işte. Bilmek ihtiyacı. İhtiyaç. Yanlızlık mı ihtiyaç? Bazen. Nereden neden yanlızsın? Bilmek dedik ya üç cümle önce, evet bilmek gerek ki, yanlız değil yalnızsın. Harf hatasının ne önemi var esasında, olgu aynı değil mi? Yanlız yalnız-sın-ız-lar.
Peki sevebilir misin? This is the point. Koca bir yazındaki tek farklı dilde cümle olsan da sevebilir misin?

Yaşaması Kolay Olan?

| 9.10.12
Yetmişli yaşlara geldiğinde geriye dönüp baktığında mutlu olmak için mi yaşamalı insan yoksa anın tadını çıkarıp tek kullanımlık mutlulukları mı kovalamalı? Hangisini yaşamak daha kolay? Hangisini yaşamak daha az yıpratıcı? Bilemiyorum.

Mutluluk

| 7.8.12


Birçoğumuz için o kadar kolay ki mutsuz olmak, kendimizi mutsuz saymak... Ya da kabullenmek. Mutsuzluğun en başlıca sebebi de kabullenmek değil mi zaten?.. Sahip olduğumuz onca güzel şeye karşı görme ya da hissetme yetimizi kaybedebiliyoruz en ufak bir aksilikte. Evet bazen en uygunsuz yerde ortaya çıkar hüzün, mutsuzluk yenilgi ya da her neyse işte o olumsuz, o hayatı kötü gösteren kimilerine zindan eden şey. Tüm maçlarını kazanıp finalde kaybeden takım bile elinde bir şey yok sanır çünkü kupa başkasının kollarında yükselmiştir. Ama olay o değil işte, olay ne elde ettiğinde, olay ne tecrübe ettiğinde olay ne öğrendiğinde. Zaten bir şeyin mutluluğuna doya doya varabilmek için önce onun mutsuzluğunu yaşamak gerekmez mi ? Onca hayal kırıklığı ilişkiden sonra karşımıza çıkan "o" insanın değeri daha net anlaşılmaz mı? Onca sahip olmadığımız şeyden sonra elde ettiğimiz o küçük şeyin keyfi o zaman yaşanmaz mı? Su koyu vermemek gerek, elbet hüzünleneceğiz elbet acıyacak bir yerlerimiz ama unutacağız ve devam edeceğiz, unutacağız ve daha iyisi gelecek. Mutluluk bir gün gelecek. Olay o klişe laftan ibaret: Doğru yer, doğru zaman, doğru insan... O zamana kadar da küçük şeylerden mutlu olmayı bilmek gerek, tıpkı bu çocuklar gibi...

Sevimsizlikler

| 6.7.12

Hangimizin içinden gelmez ki bazen kaçıp gitmek. Tüm sıradanlıklardan, monotona bağlamış onca heyecan verdiğini sandığımız heyecansız şeyden. Hep bir şeyler eksik kalmıyor mu bazen? Büyük bir heyecanla yaptıktan bile sonra bir şeyi, sadece "idare et ruhum" tribine girmez miyiz içten içe. Bazen sıkılıyorum. Oturmaktan değil, başı boş durmaktan da değil, ait olmak zorunda olduğum yerden. Okuldan, egoist hocalardan, çıkarcı insanlardan, sahte karakterlerden, yapmacık eğlencelerden ve sevimsiz dış dünyadan. Her zaman farkında olmak zorundayım, şükredecek yine de çok şeyim var ama bazen öyle bir ülkede öyle bir yozlaşmanın içinde buluyorum ki kendimi, içten içe hiçbir tarafından sevimli bakamıyorum bu çevreye. Motorsikletime atlayıp yollara çıkasım var. Bu fotoğraftaki adamın hissine ihtiyacım var, var ama bir gerçek var. Motosikletin ya da yolların uzak olmadığı ama çekip gidebilme bencilliğini yapmanın en uzak şey olduğu gerçeği. O yüzden gülüyorum yine de, sabrediyorum. Bazen susuyorum bazense konuşuyorum. Çekip gidemiyorum ama beni de içine almasına engel oluyorum ( ya da olmaya çalışıyorum ) tüm bu "sevimsizliklerin"... Öyle bir anlatayım dedim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Copyright © 2010 AcademyLion